Photobucket - Video and Image Hosting

Çarşamba, Şubat 14, 2007

HER GÜN SEVGİLİLER GÜNÜ...


Bugün sevgililer günü... Gerçek sevgiler kalplerde varolduğu sürece hergün sevgililer günü aslında... Ekonominin ve medyanın abartısına ve dayatmasına rağmen yüce bir duygunun dillerde dolaştığı bu gün için ,ustanın bu şiirini anımsadım... Aşkın ,sevginin ölümsüzlüğü ancak bu kadar yalın anlatılabilir...


BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek açacak :
biri sen biri de ben.
Ben daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

NAZIM HİKMET

Etiketler:

Cumartesi, Ocak 20, 2007

HRANT DİNK

Güvercin özgürlüğüne uçtu...

Soykırım iddiaları karşıtı , barış yanlısı ,aydın ,bir vatandaşımızı kaybetik.

Ve mevcut tablo ; Emniyet müdürlerimizden , valilerimize tüm devlet adamlarımız dik durma ve devlet adamlığına yakışır vakur bir tavır sergileyerek durumu analiz edip çözüm üretme yerine , büyük bir panik ve suçlu telaşı içerisinde bir görünüm sergilemişlerdir ...

Tesadüf eseri bir işyeri güvenlik kamerasının çektiği görüntüler sonucu katil yakalanmıştır ve ülkemizin içine girebileceği çok net görülen kaos ortamı çok şükür yaşanmadan atlatılmıştır..

Ama malesef devletimizi ve bizleri ters köşeye yatıran koşullar ve yasalar yerli yerinde durmaktadır..

Şimdi yapılması gereken acil olarak meşhur mevcut yasanın gözden geçirilerek düzeltilmesi veya kaldırılmasıdır.

Kaç defa daha bu kadar şanslı olabiliriz ki...



"Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kim bilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım? Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce."





..........*"Ruh halimin güvercin tedirginliği"
10.01.2007 - Hrant Dink

Etiketler:

Cumartesi, Aralık 30, 2006

30.12.2006 - Devrik lider Saddam idam edildi


Kuklacı ve şovu...

Önce ,canavar kuklasını yarattı kuklacı
ve yıllarca kullandı onu Ortadoğuda...

Savaşlar çıkarttırdı ,komşularına saldırttı ,
silah üreticilerinin kazanması için ,göz yumdu katliamlarına...
6 yıl sürdü anlamsız savaşı komşuların.
Kırdılar ,kırıldılar...

Ve silah satıcıları ,doydular gırtlaklarına kadar...
Kasaları doldu...

Mutluydular artık...

Kukla nükleer silah üretip insanlığı tehdit etmiş ,kuklacı kızmıştı...
Yedik... Yedirildik... Çok tehlikedeydik...

Ve kurtarılmaya başlandı insanlık...
Zamanında sattıkları ,eski teknoloji silahlara karşıydı kurtarma harekatı ,
kolaydı bir nebze zafer... Ve kurtuluşu insanlığın...
Öylede oldu...
Kurtarıldık tehlikeden.

Dünyanın en zengin petrol yatakları ,
sadece kuklacının şansına oradaydı...

Yeni devletini kurdu kuklacı... Dünya mutluluğu için
Elli yıldır beslediği aşiretlerden ,sülalerden seçti yeni kuklalarını yeni oyunu için...

Bu arada insanlık da ciddi bir tehditten kurtulmuştu ya...
yaşasın dı kuklacı ! Hemde çok yaşasın..!

Her ne kadar işgal sonrası pek de bişey bulunamasa nükleer tehdit adına ,
yine de mutluyduk çocuklar gibi...
Artık tehlike yoktu hiçbir şekilde...

Şimdi eski kuklanın yok edilmesi lazımdı acilen.
Belki konuşurdu ,belki iftira atardı imalatçısına.
Belli mi olurdu ne yapacağı... Sonuçta o kötü bir kuklaydı...
Karıştırabilirdi kafasını insanların ,
Susmalıydı ebediyete kadar...

Ve öyle de yaptılar...
İpleri kesildi ve sonsuza dek susturuldu...
Bir kuklanın kaçınılmaz sonu buydu...


Tanrı insanlığı korusun...



( Fotoğraf : Jordi Bertran kuklalarından )

Perşembe, Aralık 21, 2006

Bir sorum var... Ve hatta binlerce sorum var aslında...


Vekilin ,"asil''in sahip olmadığı ayrıcalıklara sahip olmasını...

Örneğin ;vekalet edenin yasal dokunulmazlığa sahip olurken ,"asil"in yasalarca dokunuluyor olmasını...


Asilin emekli olabilmek için minimum yirmibeş sene çalışması gerekirken ,
bir dönem asil adına vekillik yapanın ,en üst dereceden emekli olarak ömür boyu maaş alabilmesini...

Yakın akrabaları da dahil olmak üzere ,ömür boyu birinci sınıf sağlık kurumlarında bakılmalarınca bakılabilmelerini..

Bu ve benzeri ayrıcalıklar ile vekilin , asile üstün kılınmasının mantığını...

Ben anlamakta gerçekten zorlanıyorum.


Ya sizler siz sayın asiller....
sizler anlayabiliyormusunuz ?


Karikatür : Halil Ustaoğlu - 1989

Cumartesi, Aralık 02, 2006

Halkalar


İnandırılmışlıklarımız...

Iskaladıklarımız

Yaşanmamışlıklarımız...

Oluşturduğumuz mülkiyet...


Sınırlarımız ve daha nice öğreti...

Oysa
tek gerçek... Sahip olunan bir zaman aralığı,

Ve gidişimiz kesin çıplak...

Zamanımız tükeniyor hızla...

Eklensin düşünceler halkanın ucuna

Siz de lütfen...

Ve teyzecim , amcacım sizler'de

İki satır da olsa

Lütfen !!!
Fotoğraf : Mehmet Yasa



..........devam edecek.........


Cuma, Aralık 01, 2006

Ran


Ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte.
Eşraf ve âyân ve mütehayyizânın çoğu
ve ağalar :
Bağdasar ağa'dan
Kellesi büyük mehmet ağa'ya kadar,
düşmanla birlik oldular.
Ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp,
gelinlerin ırzına geçip,
çocukları öldürüp
ve istiklâli yakıp yıktıkça düşman,
dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan
ve çığ gibi çoğaldı çeteler
ve köylülerden paşalar görüldü,
kara donlu köylülerden...


Tarih gerektiği zaman kendi kahramalarını yaratır...Ve unutma ki ;
hepimiz evrimin bir parçasıyız ,belki biz değilde bizden olan dünyayı değiştirecektir...



Alıntı : Nazım Hikmet - Kuvayi Milliye Destanı
Ressam : Nazım Hikmet

Pazartesi, Kasım 27, 2006

Suskunluk Momenti


Sustu ve dinledi beni içimdeki ses. Ses sustu. Dinledi beni ,içim sustu.
Sustum ,sustu ,sustuk ,sustular ,herşey sustu. Dünya sustu !
Kendi çığlıklarımı susturdu içim...
Dünya da sussun...
Hepiniz susun.
Bir , iki , üç , tıp !!!
Resim : Salvador Dali

Cuma, Kasım 24, 2006

Seçim sistemimizin doğurduğu kaos ..


Ülkemizi yöneticek kadroları seçmek çok önemli bir meseledir.

Maalesef ülkemizdeki mevcut seçmen belirleme sistemi yanlıştır ve acil olarak düzeltilmelidir.

Seçimlerde eğitimsiz bir vatandaşımız ile eğitimli bir vatandaşımızın kullanacağı oyların eşit olması ,ülke geleceğinin belirlenmesi adına yapılabilecek en büyük yanlıştır...

Ülke geleceğini belirlemek ciddiyet ve bilgi gerektiren bir konudur. Ehil eller tarafından yapılmalıdır ve asla risk edilmemelidir.
Eşitlik önemlidir ama ,konu ülkenin geleceği ise eşitlik değil ,eğitim önemlidir.

Ülkemizi ellerine teslim edeceğimiz yöneticilerimizin seçimi konusunda ,sadece çok iyi eğitim almış ve eğriyi doğruyu ayırdetme yetisine sahip ,bellirli kriterleri taşıyan vatandaşlarımız söz sahibi olmalıdır... Bu hepimizin ortak menfaati gereğidir...

Sırf bu ülkede doğduğu ve seçmen yaşını doldurduğu için her önüne gelen seçmen olmamalıdır... Ülke geleceği üzerine kumar oynanamaz...

Devam edecek...

Çizer : Ricardo Bermudes-Küba

Salı, Kasım 21, 2006

yürüyüş...


Düşünce sistemi...

Yürürken aklımdan geçenlerden bir kısmı şöyleydi bugün ;


Neden ben duygusu ,neden beklentiler... Neden madde bağımlılığı ve madde kolleksiyonculuğu...

Maddenin bu şekilde değeri olması ,beynimizdeki bir defodan mı kaynaklanıyor acaba..?


Neden birbirimizin üzerine basarak yukarı çıkma çabası... Nedir bekleyen bizi yukarıda...
Neden ezme ve basma pahasına yukarı tırmanmayı hedef aldık...

Bu kadar basit mi yaratılışımızın amacı..
Rolümüz sadece bu ise ,çok da farklı sayılmaz ki ,o yumurtayı döllemeye çalıştığımız ilk yarışımızdan....

Farklı olması gerekmez mi yaşamın ,farkı olması gerekmez mi bir sperm ile bir insana sunulan sürecin... Yakalamalıyız...Anlamalıyız.

Kafa yormamak yaşamanın anlamına , saygısızlık değilmidir o inanılmaz emeğe...

Buna benzer düşünceler geçti durdu yürüyüşüm boyunca aklımdan...

--------------devam edecek----------------

karikatür : Patrick Mallet
Fransa-1984

Salı, Kasım 14, 2006

Toplumsal Bellek


Toplumsal belleğimiz mi sorunlu yoksa belleklerimizin devre dışı bırakılması senaryosunun mu kurbanlarıyız...

Herşeyi unutuyor yada unutturuluyoruz bir şekilde ,son olarak eski başbakanlarımızdan sayın Bülent Ecevit'in vefaatında yaşadık bu durumu birkez daha...

Sanki Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik tablonun baş sorumlularından birini değilde ,bir halk kahramanımızı ikinci bir Atatürk’ü yitirdik.

Büyük devlet adamıydı ,çok kibardı ,şiirler yazıyordu ve hiç çalmamıştı...Ölçüler buydu...

Tüm medyada yazılanlar bunlardı tek bir kalemden çıkmış gibi...

Ya son elli yıllık ülke siyasi tarihine damgasını vuranlar kimlerdi peki ?

Kimdi bu ülkeyi yönetenler ,yokluklar çekilirken ,kırarken sağcı solcu ,alevi sunni diye birbirimizi...
Kimdi ülkemizin yöneticileri ? Ülke aydınlarımız kurşunlanırken ,umutlarımız parçalanırken ve faili meçhul cinayetler onbinlere ulaşırken...

Ak günlere doğru ,"yarınlar bizim" vaadleriyle yola çıkıp asla ulaşamadığımız kayıp ak günlerin sorumlusu kimlerdi peki..?


Kimlerdi milletimiz çıkmaz sokaklara girerken ülkeyi yönetenler..?

Halkın sosyal demokrasiye olan inancını ,siyasi inatlaşmalarıyla ,kaprisleriyle ve kötü yönetimleri ile yok edenler kimlerdi acaba..?

Ve ülkemin 12 Eylül’ü yaşamasınında hiç mi sorumluluğu yoktu kendilerinin..?


Allah rahmet eylesin...

Toplumsal bellek konusu önemli ,bir an önce incelenmeli...


Karikatür : Gerhard Master
1994 Aydın Doğan Vakfı
Uluslarası Karikatür Yarışması
Başarı Ödülü